Güneş parlıyorken iyi olan şey
Bunun sürmeyecek olmasıdır
Her bulutun bir ışık hüzmesi vardır
Ama ben yağmuru tercih ediyorum
Kaçacak boşluklar bırakmak bir zihin halidir
Her şeyini hiçbir zaman vermemek için
Her kışın ardında bir bahar vardır
Ama ben sonbaharı tercih ediyorum
Tanrı bir kapı kapattığında bir pencere açar
Neşe kalbini sarmaladığında hüznün tohumlarını saçar
İroninin güzelliği budur
Yüksükotunu harika yapan şey
Öldürücü özsuyudur
Her koyunun yünü kırkılmadan boyanır
Ama ben saçmalığı tercih ediyorum (*)
Kolay caddeler şehrinde sıkıcı olan
Yolda engebelerin eksikliğidir
Her merdiven seni aşağı ya da yukarı götürür
Ama ben kalmayı tercih ediyorum
(* bu kısmın çevirisi garanti kapsamında değil: "her insanın ciddiyetle sahiplendiği bir politik görüşü vardır, ama ben onların saçmalık dediği bir yaklaşımı tercih ediyorum" gibi bir anlam algıladım ve yansıtmaya çalıştım.)
------şarkının orijinali-----
What is good when the sun is shining
Is that it won't remain
Every cloud has a silver lining
But I prefer the rain
Leaving loopholes is a state of mind
To never give one's all
Everywinter has a spring behind
But I prefer the fall
When God closes a door he opens a window
When joy embraces your heart it cultivates sorrow
This is the beauty of irony
What makes the foxglove wonderful
Is the virulent sap
Every lamb is dyed-in-the-wool
But I prefer the crap
What is boring in Easy Street Town
The lack of obstacles in the way
Every stair leads you up or down
But I prefer to stay
Saturday, June 11, 2011
Saturday, May 28, 2011
When the Levee Breaks - Çeviri
Yağmur yağmaya devam ederse, set yıkılacak
Set yıkılırsa kalacak hiçbir yerim olmayacak.
O acımasız set bana ağlayıp inlemeyi öğretti
Bir dağ adamına evini terkettirebildi
N'apalım, n'apalım, n'apalım.
Seni kötü hissettirmiyor mu
Evine giden yolu bulmaya çalışırken
Hangi yöne gideceğini bilemiyorsun?
Güney'e gidiyorsan
Yapacak iş yok,
Şikago'yu bilmiyorsan.
Ağlamanın sana yardımı olmaz, dua etmenin faydası yok
Hadi, ağlamanın sana yardımı olmaz, dua etmenin faydası yok
Set yıkıldığında, anam, taşınman gerek.
Dün bütün gece sette oturdum ve inledim,
Bebeğimi ve mutlu evimi düşünüp.
Gidiyorum, Şikago'ya gidiyorum... Şikago'ya gidiyorum... Üzgünüm ama seni alamam...
Aşağı gidiyorum... Aşağı gidiyorum şimdi... Aşağı gidiyorum...
(şarkı: Led Zeppelin, çeviren: Köksal)
-----şarkı'nın orijinali------
If it keeps on rainin', levee's goin' to break, [X2]
When The Levee Breaks I'll have no place to stay.
Mean old levee taught me to weep and moan, [X2]
Got what it takes to make a mountain man leave his home,
Oh, well, oh, well, oh, well.
Don't it make you feel bad
When you're tryin' to find your way home,
You don't know which way to go?
If you're goin' down South
They go no work to do,
If you don't know about Chicago.
Cryin' won't help you, prayin' won't do you no good,
Now, cryin' won't help you, prayin' won't do you no good,
When the levee breaks, mama, you got to move.
All last night sat on the levee and moaned, [X2]
Thinkin' about me baby and my happy home.
Going, going to Chicago... Going to Chicago... Sorry but I can't take you...
Going down... going down now... going down....
Set yıkılırsa kalacak hiçbir yerim olmayacak.
O acımasız set bana ağlayıp inlemeyi öğretti
Bir dağ adamına evini terkettirebildi
N'apalım, n'apalım, n'apalım.
Seni kötü hissettirmiyor mu
Evine giden yolu bulmaya çalışırken
Hangi yöne gideceğini bilemiyorsun?
Güney'e gidiyorsan
Yapacak iş yok,
Şikago'yu bilmiyorsan.
Ağlamanın sana yardımı olmaz, dua etmenin faydası yok
Hadi, ağlamanın sana yardımı olmaz, dua etmenin faydası yok
Set yıkıldığında, anam, taşınman gerek.
Dün bütün gece sette oturdum ve inledim,
Bebeğimi ve mutlu evimi düşünüp.
Gidiyorum, Şikago'ya gidiyorum... Şikago'ya gidiyorum... Üzgünüm ama seni alamam...
Aşağı gidiyorum... Aşağı gidiyorum şimdi... Aşağı gidiyorum...
(şarkı: Led Zeppelin, çeviren: Köksal)
-----şarkı'nın orijinali------
If it keeps on rainin', levee's goin' to break, [X2]
When The Levee Breaks I'll have no place to stay.
Mean old levee taught me to weep and moan, [X2]
Got what it takes to make a mountain man leave his home,
Oh, well, oh, well, oh, well.
Don't it make you feel bad
When you're tryin' to find your way home,
You don't know which way to go?
If you're goin' down South
They go no work to do,
If you don't know about Chicago.
Cryin' won't help you, prayin' won't do you no good,
Now, cryin' won't help you, prayin' won't do you no good,
When the levee breaks, mama, you got to move.
All last night sat on the levee and moaned, [X2]
Thinkin' about me baby and my happy home.
Going, going to Chicago... Going to Chicago... Sorry but I can't take you...
Going down... going down now... going down....
Sunday, May 22, 2011
Sunday, February 6, 2011
Tuesday, January 25, 2011
el azif
berfu, bütün bu sokaklar kanla yıkanacak
o gün taş üstünde taş kalmayacak berfu,
analar beşikteki bebeğini unutacak,
-sen unuttun beni çoktan-
o gün hatırlayacağım seni ben asıl berfu.
berfu, bu şehir, bu gördüğün binalar gerçek değil
hiçbir şey gerçek değil berfu, hepsi yalancı, hepsi yıkılacak, hepsi
parklar, okullar, sinemalar, alışveriş merkezleri...
sen şimdi uyuyorsun ya
o gün istesen de uyanamayacaksın berfu.
berfu, sabaha bunları hatırlamayacaksın
o umutlar ve planlarla dolu hayatına uyanacaksın
bir ara o anlar bir an gözünün önünden geçecek
bir nedensiz sıkıntı duyacaksın, bilemeyeceksin neden
berfu, bilmemen daha iyi şimdi
o gün en günahkarımız bile masum kalacak berfu.
sen şimdi kalan 5 saat uykunu uyu,
sonraki rüyaların güzel günlere dair olsun berfu.
o gün taş üstünde taş kalmayacak berfu,
analar beşikteki bebeğini unutacak,
-sen unuttun beni çoktan-
o gün hatırlayacağım seni ben asıl berfu.
berfu, bu şehir, bu gördüğün binalar gerçek değil
hiçbir şey gerçek değil berfu, hepsi yalancı, hepsi yıkılacak, hepsi
parklar, okullar, sinemalar, alışveriş merkezleri...
sen şimdi uyuyorsun ya
o gün istesen de uyanamayacaksın berfu.
berfu, sabaha bunları hatırlamayacaksın
o umutlar ve planlarla dolu hayatına uyanacaksın
bir ara o anlar bir an gözünün önünden geçecek
bir nedensiz sıkıntı duyacaksın, bilemeyeceksin neden
berfu, bilmemen daha iyi şimdi
o gün en günahkarımız bile masum kalacak berfu.
sen şimdi kalan 5 saat uykunu uyu,
sonraki rüyaların güzel günlere dair olsun berfu.
Sunday, September 26, 2010
quanta
taş üç boyutlu katı bir cisimdir
terazi iki niceliği birbirine oranlayan soyut bir kurgudur
o yüzden taş durduğu yerde ağırdır
ip bir boyutlu sonlu uzunlukta katı bir eğridir
un sıfır boyutlu sonsuz sayıda noktanın bir hacim oluşturmasıdır
o yüzden ipe un serilmez
...
Black / Pearl Jam
terazi iki niceliği birbirine oranlayan soyut bir kurgudur
o yüzden taş durduğu yerde ağırdır
ip bir boyutlu sonlu uzunlukta katı bir eğridir
un sıfır boyutlu sonsuz sayıda noktanın bir hacim oluşturmasıdır
o yüzden ipe un serilmez
...
Black / Pearl Jam
Saturday, August 7, 2010
İngilizce -sy eki
İngilizce -s çoğul ekidir.
-y ise -li anlamı katan eklerden biridir:
salty (tuzlu)
wavy (dalgalı)
nosy (burunlu -> burnunu her şeye sokan),
steamy (buharlı)
watery, juicy, murky, rocky, bulgy, messy, trendy vb.
Bu iki ekin biraraya geldiği birkaç hoş kelime var, -larlı gibilerinden. Genellikle günlük dil, çocuk dili çağrışımları veren bu kelimelerden birkaçı:
antsy (karıncalı -> yerinde duramayan, huzursuz)
ballsy (testisli -> cesur)
tipsy (~sallantılı -> çakırkeyif)
artsy (sanatlı, gösterişli)
Not 1: Bazı kelimelerde, -y eki eklenmeden kelimenin son sessizi çiftleniyor. Seslisi kısa olan tek heceli kelimelerde oluyor bu: muddy (kşz. bloody), cloggy, starry (kşz: hairy), iffy (kşz. spoofy), sunny (kşz. moony) vb.
Not 2: -y eki isimlerin olduğu gibi fiillerin de sonuna geliyor, o fiili yapan anlamında: scary (~korkutan), shifty, dodgy, runny (akan) vb.
Not 3: -y eki telaffuzu sesli ile biten ender kelimelerden sonra -ey şeklini alabiliyor: gooey
-y ise -li anlamı katan eklerden biridir:
salty (tuzlu)
wavy (dalgalı)
nosy (burunlu -> burnunu her şeye sokan),
steamy (buharlı)
watery, juicy, murky, rocky, bulgy, messy, trendy vb.
Bu iki ekin biraraya geldiği birkaç hoş kelime var, -larlı gibilerinden. Genellikle günlük dil, çocuk dili çağrışımları veren bu kelimelerden birkaçı:
antsy (karıncalı -> yerinde duramayan, huzursuz)
ballsy (testisli -> cesur)
tipsy (~sallantılı -> çakırkeyif)
artsy (sanatlı, gösterişli)
Not 1: Bazı kelimelerde, -y eki eklenmeden kelimenin son sessizi çiftleniyor. Seslisi kısa olan tek heceli kelimelerde oluyor bu: muddy (kşz. bloody), cloggy, starry (kşz: hairy), iffy (kşz. spoofy), sunny (kşz. moony) vb.
Not 2: -y eki isimlerin olduğu gibi fiillerin de sonuna geliyor, o fiili yapan anlamında: scary (~korkutan), shifty, dodgy, runny (akan) vb.
Not 3: -y eki telaffuzu sesli ile biten ender kelimelerden sonra -ey şeklini alabiliyor: gooey
Subscribe to:
Posts (Atom)


