gece kara bir giysi
yalnızlık yeni gibi
kırılır kol kanat ansızın
içinde kalır hepsi
sonsuz oluş var
bu sadece ilki
kalanı için önce ölmeli
ondan sonra belki
Tuesday, December 25, 2012
Wednesday, September 12, 2012
Eko
Kendi hızında düşüyor şekilsiz bir taş
Düşsüz bir uykuda, dipsiz bir kuyuya
Sonra yankı, yan yan yankıyor, eko
El yordamı, kayboluş, sonra kuyunun suyu
Vardım vardım, hiç yol gelmemişim hu
Bir varmışım ama ben değilim bu, eko
Balık rızkı, solucan yemi, yosun, çamur, su
Hele bir de bulutsuz çıplak ay yarım
Mor yıldız kırılıyor kara kıpırtıda, eko
Öyle öyle çemberler dikeliyor, dik
Başlar dönüyor, bakışlar döneniyor, dik
Öyle öyle yerini yadırgıyor oturmuş taş
Su huzursuz huzursuz kıpranıyor hu
Yanıyor can, yan yan yanıyor, eko
Bir tutam tuz serptim, üfledim
Yanık kavruk yalnız yaralara
Bir serpim tuz tuttum, üfledim
Yanmış kavrulmuş izbe acılara
Deniz kokulu rüzgarlar savuruyor hu
Olmaklık da olmazlık kadar vuruyor hu
(20.12.2011)
Düşsüz bir uykuda, dipsiz bir kuyuya
Sonra yankı, yan yan yankıyor, eko
El yordamı, kayboluş, sonra kuyunun suyu
Vardım vardım, hiç yol gelmemişim hu
Bir varmışım ama ben değilim bu, eko
Balık rızkı, solucan yemi, yosun, çamur, su
Hele bir de bulutsuz çıplak ay yarım
Mor yıldız kırılıyor kara kıpırtıda, eko
Öyle öyle çemberler dikeliyor, dik
Başlar dönüyor, bakışlar döneniyor, dik
Öyle öyle yerini yadırgıyor oturmuş taş
Su huzursuz huzursuz kıpranıyor hu
Yanıyor can, yan yan yanıyor, eko
Bir tutam tuz serptim, üfledim
Yanık kavruk yalnız yaralara
Bir serpim tuz tuttum, üfledim
Yanmış kavrulmuş izbe acılara
Deniz kokulu rüzgarlar savuruyor hu
Olmaklık da olmazlık kadar vuruyor hu
(20.12.2011)
Tuesday, July 17, 2012
Palindromik Ad Soyadı Kombinasyonları
Tersten okunduğunda aynı olan ad soyad'lardan birkaç tane derledim. Bütün isimler kurgusaldır. (Parantez içinde o soyada sahip ünlüler var.)
Nermin İmren
Nermin Işın İmren
Nermin Esen İmren (Cengiz İmren)
Neşe Şeşen (İlhan Şeşen)
Ara Kaya Kara
Yasin Enis Ay
Ali Bila (Fikret Bila)
Ali Papila (Cem Papila)
Nimet Emin
Arda Madra (Ömer Madra)
Nermin İmren
Nermin Işın İmren
Nermin Esen İmren (Cengiz İmren)
Neşe Şeşen (İlhan Şeşen)
Ara Kaya Kara
Yasin Enis Ay
Ali Bila (Fikret Bila)
Ali Papila (Cem Papila)
Nimet Emin
Arda Madra (Ömer Madra)
Friday, July 13, 2012
001
kalanlar gidemeyenlerdir
ve bazen dönmez o gidenler
...
ben bu elimi ayağımı
bilemiyorum nereye koyacağımı
nereye bassam karıncalar cansız
nereyi tutsam kelebekler kanatsız
tutsam nefesimi bir dakika, sonsuz
uzuyor, solumamalıyım, yoksa
varla yok arası sayısız böcek
boğulacak keşkelerle tıkalı boğazımda
gözlerimi pürdikkat kırpıyorum, usulca
korkup da havalanmasın yüzlerce ördek
sazlıklardan, yoksa avcılar ateş edecek
gece soldan sağa dönüyorum yatağımda
ağaçlar yıkılıyor göz değmemiş bir ormanda
bir şey geliyor aklıma, duruyorum aniden
bir kuş sürüsü kayalara çarpıyor
izdiham, kargaşa ve panik
eşyönlülük ya da nedensellik
sekizde sekiz suç benim oysa
çok camlardan geçtim, önce orda yok
sonra bin parça her yerde, geri dönüşsüz
bu yer, bu çorak, bu kısır bulut
bu uçsuz bucaksız, bu yerinde duran yol
bu bir zamanlar iştihayla yürüdüğüm
bir hüzün kopuyor sonra, fırtına kıyamet
kirli camlara acı acı yağmur vuruyor
son karakol burası, ötesi yaban
geceleri kıyıya gizli gizli kayıklar geliyor
solgun gölgeler sahile kendini zor atıyor
ay ışığında kayalara bazen cesetler vuruyor
yosunlar var saçlarına dolaşık, saçları gece karası
pırıl pırıl incileri denizin derininde kaybolmuş
bunca acı, ama gıkı çıkmaz ölülerin
arada bir hayalet bir ah ediyor,
belli belirsiz.
ve bazen dönmez o gidenler
...
ben bu elimi ayağımı
bilemiyorum nereye koyacağımı
nereye bassam karıncalar cansız
nereyi tutsam kelebekler kanatsız
tutsam nefesimi bir dakika, sonsuz
uzuyor, solumamalıyım, yoksa
varla yok arası sayısız böcek
boğulacak keşkelerle tıkalı boğazımda
gözlerimi pürdikkat kırpıyorum, usulca
korkup da havalanmasın yüzlerce ördek
sazlıklardan, yoksa avcılar ateş edecek
gece soldan sağa dönüyorum yatağımda
ağaçlar yıkılıyor göz değmemiş bir ormanda
bir şey geliyor aklıma, duruyorum aniden
bir kuş sürüsü kayalara çarpıyor
izdiham, kargaşa ve panik
eşyönlülük ya da nedensellik
sekizde sekiz suç benim oysa
çok camlardan geçtim, önce orda yok
sonra bin parça her yerde, geri dönüşsüz
bu yer, bu çorak, bu kısır bulut
bu uçsuz bucaksız, bu yerinde duran yol
bu bir zamanlar iştihayla yürüdüğüm
bir hüzün kopuyor sonra, fırtına kıyamet
kirli camlara acı acı yağmur vuruyor
son karakol burası, ötesi yaban
geceleri kıyıya gizli gizli kayıklar geliyor
solgun gölgeler sahile kendini zor atıyor
ay ışığında kayalara bazen cesetler vuruyor
yosunlar var saçlarına dolaşık, saçları gece karası
pırıl pırıl incileri denizin derininde kaybolmuş
bunca acı, ama gıkı çıkmaz ölülerin
arada bir hayalet bir ah ediyor,
belli belirsiz.
Tuesday, April 10, 2012
Duvar Dipleri
apartmanlar ve duvar dipleri
toz toprak
kertenkele, güneş, diken, taş
kırık cam ve sararmış gazete...
öyle bir hiçbiryeregitmezlik ki
her şey hep içine içine dönüyor.
küçük çemberleri arşın arşın adımlayan
dar hayatlar ve solgun yüzlü adamları
kadınları, çocukları, anneanneleri
balkonlarda naneleri ve süs biberleri
belediye konutları ya da toki evleri
yalandan basket sahası, spor aletleri
pencereleri, kör kör binlerce göz
beyaz çarşafları, teslim bayrakları...
öğleden sonranın kendini bilmez rüzgarı
bir ölü toz kaldırıyor.
bir yere çıkmayan sokakları
yer yer yeşil ve boz, kir ve gri
yerin üzerinden kayıp gidiyor
bir bulutun gölgesi, acelesi var belli
beklemez toprak, ille yağmur...
bir çekirge, yaban otlarını bile
susuzlukla sınamasın hu
diye hal diliyle dua ediyor.
uzaklarda
hiç görmediğimiz damlara yağmur yağıyor,
o odalarda
hiç bilmediğimiz insanlar sevişiyor,
ve rahme henüz düşmemiş bebekler
bir yerlerde sabırsızlıkla bekleşiyor.
(24.12.2011)
toz toprak
kertenkele, güneş, diken, taş
kırık cam ve sararmış gazete...
öyle bir hiçbiryeregitmezlik ki
her şey hep içine içine dönüyor.
küçük çemberleri arşın arşın adımlayan
dar hayatlar ve solgun yüzlü adamları
kadınları, çocukları, anneanneleri
balkonlarda naneleri ve süs biberleri
belediye konutları ya da toki evleri
yalandan basket sahası, spor aletleri
pencereleri, kör kör binlerce göz
beyaz çarşafları, teslim bayrakları...
öğleden sonranın kendini bilmez rüzgarı
bir ölü toz kaldırıyor.
bir yere çıkmayan sokakları
yer yer yeşil ve boz, kir ve gri
yerin üzerinden kayıp gidiyor
bir bulutun gölgesi, acelesi var belli
beklemez toprak, ille yağmur...
bir çekirge, yaban otlarını bile
susuzlukla sınamasın hu
diye hal diliyle dua ediyor.
uzaklarda
hiç görmediğimiz damlara yağmur yağıyor,
o odalarda
hiç bilmediğimiz insanlar sevişiyor,
ve rahme henüz düşmemiş bebekler
bir yerlerde sabırsızlıkla bekleşiyor.
(24.12.2011)
Wednesday, April 4, 2012
Friday, September 2, 2011
neden hamamböceğinden daha iyiyim
otursam karşınıza iki çift laf edebilirim
saçma da olsa bir şeylerden bahsedebilirim
hasta olsanız hazır da olsa çorba yapabilirim mesela
yumurta kaynatıp soyabilirim bile zorda kalırsam
yapmaz bunların hiçbirini bir hamamböceği
daha uzunum hamamböceklerinden
daha hızlı koşarım, halı sahada kalecilik yapabilirim mesela
yan toplarda iyiyim ama hava toplarında zayıfım biraz
çocuğunuza şirinlik olsun diye takla bile atabilirim
hamamböcekleri atamaz
marketten alınan 15 kiloluk karpuzu taşırım, bana mısın demem
fırın bozulsa servisi çağırıp başında bekleyebilirim
bulaşık makinesini seri şekilde boşaltabilirim mesela
telefon çalsa açıp bakabilirim, hatta not bile alırım
bir hamamböceği ismini bile doğru yazamaz
batmakta olan şevvalin ikinci akşamının hilaline bakıp da
içimden dizeler yazabilirim
ama bu gece pansiyona dönerken
yolun kenarında gördüğüm o irice hamamböceğinin
o ayın güzelliğini bile farkettiğini sanmıyorum.
sonsöz:
hamamböceği kardeşlerimden özür diliyorum
kendilerini gereksiz yere çamura soktum çıkardım
bu şerefsizliğimden dolayı, bir gün ölünce
etimden birkaç parça kesip hamamböceklerine versinler
bu hayatı yedik, karmadan bir dahaki hayatı da yemeyelim
saçma da olsa bir şeylerden bahsedebilirim
hasta olsanız hazır da olsa çorba yapabilirim mesela
yumurta kaynatıp soyabilirim bile zorda kalırsam
yapmaz bunların hiçbirini bir hamamböceği
daha uzunum hamamböceklerinden
daha hızlı koşarım, halı sahada kalecilik yapabilirim mesela
yan toplarda iyiyim ama hava toplarında zayıfım biraz
çocuğunuza şirinlik olsun diye takla bile atabilirim
hamamböcekleri atamaz
marketten alınan 15 kiloluk karpuzu taşırım, bana mısın demem
fırın bozulsa servisi çağırıp başında bekleyebilirim
bulaşık makinesini seri şekilde boşaltabilirim mesela
telefon çalsa açıp bakabilirim, hatta not bile alırım
bir hamamböceği ismini bile doğru yazamaz
batmakta olan şevvalin ikinci akşamının hilaline bakıp da
içimden dizeler yazabilirim
ama bu gece pansiyona dönerken
yolun kenarında gördüğüm o irice hamamböceğinin
o ayın güzelliğini bile farkettiğini sanmıyorum.
sonsöz:
hamamböceği kardeşlerimden özür diliyorum
kendilerini gereksiz yere çamura soktum çıkardım
bu şerefsizliğimden dolayı, bir gün ölünce
etimden birkaç parça kesip hamamböceklerine versinler
bu hayatı yedik, karmadan bir dahaki hayatı da yemeyelim
Subscribe to:
Posts (Atom)





