Friday, May 28, 2010

van gogh sarısı

zeno'nun okunun hedefe ulaşması için
ihtiyacı olan şey, sabır, hani olmayan

kör edici güneş, ve pür nur, ve ısı
belki otuz metrelik kaldırım kilometrelerce uzuyor
bitmeyen bir ay ciklet gibi uzuyor
adımlar sonsuz ağır, nefesler içeri dönüyor

kırık ay bir an çıplak kalıyor
mor bulut kayıyor öteye, ve ısı
derin sular kıpırdanıyor
o basınçta hayaller deforme oluyor
ucubeler izbelerde boğuluyor

çiğdem!
ve zakkum
ve sarısabırlar, ve katırtırnakları
kara çalılar, hatta çakır dikenleri
yanıklar, toz ve duman,
ve saman tozu

elinden tutsam
kelebek kanadı
ve peri tozu

aşil son bir gayretle ileri atılıyor
ve kaplumbağa bir adım daha atıyor

Tuesday, May 18, 2010

bekarlar hariç

amalar ülkesinde herkes görünmez adam
herkes şaşı kalkmış solundan yataktan
bekarlar hariç

bir tek beş kapısı açıkken hep düşeş geliyor
kapalı türksel hattıma sürekli vahiyler geliyor
evde yokum sayın tanrım pazara kadar gittim gelicem
iki güne gelemezsem menekşeleri sularsınız inşallah
malumunuz, gidip de dönmemek var, delirip de ölmemek var
bunu en iyi siz bilirsiniz sayın tanrım, alim-i mutlak olarak
kadir-i mutlak olmak da zor iş, tabii size zor yok
kûn deyince oluyoruz, okuyun derseniz kaytarıyoruz yalnız biraz
rica etsem bir dahaki kutsal kitabı tv dizisi formatında yollasanız
bir de dübeş gönderin mümkünse, hatta pencidü bile olur
yoksa çok pis marsa gidiyor bu oyun, sayın tanrım

hem kel hem fodul hem kıtıpiyos
aftos piyos, iki tavuk bir horoz
bekarlar hariç

Thursday, April 22, 2010

ba'al-zebûb

kan ter içinde diğer yanına dönüyorsun
bir yanın yanıyor, diğer yanın üşüyor
üşüyen yanın sevgi istiyor
sevgiseyen yanına sinekler üşüşüyor hep
açık damarına, yumuşak karnına, içine
sinekler, o pis yumurtalarını bırakıyor hep
ah, ben düşüncesine katlanamıyorum
sen nasıl dayanıyorsun, nasıl?

sinekler zaaf kokusuna geliyor
sen zaaf ve sinek kokuyorsun
bir de gece kokuyorsun, gecenin ikisi
kipsiz zamansız bir koku, ve kesif bir gece
elim değiyor, ürperiyorsun
ne yapayım, öyle tipleri seviyorum diyorsun
öyleyse ben burada ne yapıyorum diye soruyorum
susuyorsun ve diğer yanına dönüyorsun.

Tuesday, February 9, 2010

"'izahat vermenin en münasip anı"

"İkisi konuşurlarken Neriman susuyordu. İzahat vermenin en münasip anını bekledi ve Şinasi, Fahriye'nin sözlerinden birine ilk kahkahasını attığı vakit, Neriman onun bu neşeli anını kaçırmak istemeyerek sordu:
- Sen dün akşam bize gelmişsin öyle mi?"
(Fatih-Harbiye, Peyami Safa)

Sunday, May 31, 2009

Saturday, June 7, 2008

Nova

"Sabah olduğunda sen benim yanımda olacaksın
Akşam olduğunda ben senin yanında olacağım"

Suyun üzerinde kumdan kaleler
Düşten direkler, karşılıklı güven
Bir süre ve
Yer kabuğu kıpırdanıyor
Bir varmış, bir yokmuş.

Her yön bir, yok yukarısı aşağısı
"Dıştan içe bir yol var ki gitmekle bitmez"
Bitiveriyor
Kapılardan içeri adımlar
Dışarıda buluveriyor kendini,
Dışarlıklı.

İçten içe yanıyor bir yıldız,
Tüketiyor kendini,
Kendi içine göçmek, düşüş
Meğer her şey
Bir düşmüş.

Saturday, May 31, 2008

Beyaz Tavşan / White Rabbit (Çeviri)

Madem çeviriyoruz, bir de bu "tripsel" şarkıyı çevirelim, Jefferson Airplane'den White Rabbit:

Bir hap seni büyütür
Ve bir hap seni küçültür
Ve annenin verdikleriyse
Hiç bir işe yaramaz
Git Alis'e sor
O 3 metre boyundayken

Ve tavşanları kovalamaya gidersen
Ve düşeceğini biliyorsan
Onlara de ki: nargile içen bir tırtıl
Seni davet etti
Alis'i çağır
O küçücükken

Satranç tahtasındaki adamlar
Kalkıp sana nereye gitmen gerektiğini söylediklerinde
Ve sen hemen şimdi bir çeşit mantar yemişken
Ve zihnin alçaktan hareket ediyorken
Git Alis'e sor
Bence o bilecektir

Mantık ve oran
Ölmüşçesine yatıyorken
Ve beyaz at tersten konuşuyor
Ve kırmızı kraliçe "kafasını uçurun" diyorken
Farenin ne dediğini hatırla:
"Kafanı besle"
"Kafanı besle"
"Kafanı besle"

***

Bu da şarkının orijinali:

One pill makes you larger
And one pill makes you small
And the ones that mother gives you
Don't do anything at all
Go ask Alice
When she's ten feet tall

And if you go chasing rabbits
And you know you're going to fall
Tell 'em a hookah smoking caterpillar
Has given you the call
Call Alice
When she was just small

When men on the chessboard
Get up and tell you where to go
And you've just had some kind of mushroom
And your mind is moving low
Go ask Alice
I think she'll know

When logic and proportion
Have fallen sloppy dead
And the White Knight is talking backwards
And the Red Queen's "off with her head!"
Remember what the dormouse said:
"Feed your head
Feed your head
Feed your head"