Saturday, May 28, 2011

When the Levee Breaks - Çeviri

Yağmur yağmaya devam ederse, set yıkılacak
Set yıkılırsa kalacak hiçbir yerim olmayacak.

O acımasız set bana ağlayıp inlemeyi öğretti
Bir dağ adamına evini terkettirebildi
N'apalım, n'apalım, n'apalım.

Seni kötü hissettirmiyor mu
Evine giden yolu bulmaya çalışırken
Hangi yöne gideceğini bilemiyorsun?
Güney'e gidiyorsan
Yapacak iş yok,
Şikago'yu bilmiyorsan.

Ağlamanın sana yardımı olmaz, dua etmenin faydası yok
Hadi, ağlamanın sana yardımı olmaz, dua etmenin faydası yok
Set yıkıldığında, anam, taşınman gerek.

Dün bütün gece sette oturdum ve inledim,
Bebeğimi ve mutlu evimi düşünüp.
Gidiyorum, Şikago'ya gidiyorum... Şikago'ya gidiyorum... Üzgünüm ama seni alamam...
Aşağı gidiyorum... Aşağı gidiyorum şimdi... Aşağı gidiyorum...

(şarkı: Led Zeppelin, çeviren: Köksal)

-----şarkı'nın orijinali------

If it keeps on rainin', levee's goin' to break, [X2]
When The Levee Breaks I'll have no place to stay.

Mean old levee taught me to weep and moan, [X2]
Got what it takes to make a mountain man leave his home,
Oh, well, oh, well, oh, well.

Don't it make you feel bad
When you're tryin' to find your way home,
You don't know which way to go?
If you're goin' down South
They go no work to do,
If you don't know about Chicago.

Cryin' won't help you, prayin' won't do you no good,
Now, cryin' won't help you, prayin' won't do you no good,
When the levee breaks, mama, you got to move.

All last night sat on the levee and moaned, [X2]
Thinkin' about me baby and my happy home.
Going, going to Chicago... Going to Chicago... Sorry but I can't take you...
Going down... going down now... going down....

Sunday, May 22, 2011

Sunday, February 6, 2011

h2u

sol ayak sağ ayağı arıyor
soğuk yorgan
erken sabah

Tuesday, January 25, 2011

el azif

berfu, bütün bu sokaklar kanla yıkanacak
o gün taş üstünde taş kalmayacak berfu,
analar beşikteki bebeğini unutacak,
-sen unuttun beni çoktan-
o gün hatırlayacağım seni ben asıl berfu.

berfu, bu şehir, bu gördüğün binalar gerçek değil
hiçbir şey gerçek değil berfu, hepsi yalancı, hepsi yıkılacak, hepsi
parklar, okullar, sinemalar, alışveriş merkezleri...
sen şimdi uyuyorsun ya
o gün istesen de uyanamayacaksın berfu.

berfu, sabaha bunları hatırlamayacaksın
o umutlar ve planlarla dolu hayatına uyanacaksın
bir ara o anlar bir an gözünün önünden geçecek
bir nedensiz sıkıntı duyacaksın, bilemeyeceksin neden
berfu, bilmemen daha iyi şimdi
o gün en günahkarımız bile masum kalacak berfu.

sen şimdi kalan 5 saat uykunu uyu,
sonraki rüyaların güzel günlere dair olsun berfu.

Sunday, September 26, 2010

quanta

taş üç boyutlu katı bir cisimdir
terazi iki niceliği birbirine oranlayan soyut bir kurgudur
o yüzden taş durduğu yerde ağırdır

ip bir boyutlu sonlu uzunlukta katı bir eğridir
un sıfır boyutlu sonsuz sayıda noktanın bir hacim oluşturmasıdır
o yüzden ipe un serilmez

...

Black / Pearl Jam

Saturday, August 7, 2010

İngilizce -sy eki

İngilizce -s çoğul ekidir.

-y ise -li anlamı katan eklerden biridir:
salty (tuzlu)
wavy (dalgalı)
nosy (burunlu -> burnunu her şeye sokan),
steamy (buharlı)
watery, juicy, murky, rocky, bulgy, messy, trendy vb.

Bu iki ekin biraraya geldiği birkaç hoş kelime var, -larlı gibilerinden. Genellikle günlük dil, çocuk dili çağrışımları veren bu kelimelerden birkaçı:
antsy (karıncalı -> yerinde duramayan, huzursuz)
ballsy (testisli -> cesur)
tipsy (~sallantılı -> çakırkeyif)
artsy (sanatlı, gösterişli)

Not 1: Bazı kelimelerde, -y eki eklenmeden kelimenin son sessizi çiftleniyor. Seslisi kısa olan tek heceli kelimelerde oluyor bu: muddy (kşz. bloody), cloggy, starry (kşz: hairy), iffy (kşz. spoofy), sunny (kşz. moony) vb.

Not 2: -y eki isimlerin olduğu gibi fiillerin de sonuna geliyor, o fiili yapan anlamında: scary (~korkutan), shifty, dodgy, runny (akan) vb.

Not 3: -y eki telaffuzu sesli ile biten ender kelimelerden sonra -ey şeklini alabiliyor: gooey

Friday, May 28, 2010

van gogh sarısı

zeno'nun okunun hedefe ulaşması için
ihtiyacı olan şey, sabır, hani olmayan

kör edici güneş, ve pür nur, ve ısı
belki otuz metrelik kaldırım kilometrelerce uzuyor
bitmeyen bir ay ciklet gibi uzuyor
adımlar sonsuz ağır, nefesler içeri dönüyor

kırık ay bir an çıplak kalıyor
mor bulut kayıyor öteye, ve ısı
derin sular kıpırdanıyor
o basınçta hayaller deforme oluyor
ucubeler izbelerde boğuluyor

çiğdem!
ve zakkum
ve sarısabırlar, ve katırtırnakları
kara çalılar, hatta çakır dikenleri
yanıklar, toz ve duman,
ve saman tozu

elinden tutsam
kelebek kanadı
ve peri tozu

aşil son bir gayretle ileri atılıyor
ve kaplumbağa bir adım daha atıyor