Zar zor hatırlıyoruz
Bu değerli andan önce kimin ya da neyin geldiğini
Şu anda burada olmayı seçiyoruz
Dur, içeride kal
Bu kutsal gerçeklik, bu kutsal deneyim
Burada içinde olmayı seçiyoruz
Bu vücut, bu vücut beni taşıyan
Burada içeride yalnız olmadığımın hatırlatıcısı ol
Bu vücut, bu vücut beni taşıyan
Sonsuzluk hissi, bütün bu acı bir ilüzyon
Hayattayım, ben
Bu kutsal gerçeklikte, bu kutsal deneyimde.
Burada içinde olmayı seçiyorum.
Bu vücut, bu vücut beni taşıyan
Burada içeride yalnız olmadığımın hatırlatıcısı ol
Bu vücut, bu vücut beni taşıyan
Sonsuzluk hissi, bütün bu acı bir ilüzyon
Bu tanıdık meselin çevresinde fırıl fırıl dönüyor
Döne döne bir ağ örüyor her yeni deneyimle
Bunu kutsal bir hediye olarak tanı
Ve bu hayatta ve nefes alıyor olma şansını kutla
Bu beni taşıyan vücut kendi ölümlülüğümü hatırlatıyor bana
Bu ana sarıl, hatırla
Sonsuzuz, bütün bu acı bir ilüzyon
------şarkının orijinali-------
We barely remember
Who or what came before this precious moment
We are choosing to be here right now,
Hold on, stay inside
This holy reality, this holy experience
Choosing to be here in
This body, this body holding me
Be my reminder here that I am not alone in
This body, this body holding me
Feeling eternal, all this pain is an illusion.
Alive, I
In this holy reality, in this holy experience
Choosing to be here in
This body, this body holding me
Be my reminder here that I am not alone in
This body, this body holding me
Feeling eternal, all this pain is an illusion.
Twirling round with this familiar parable
Spinning, weaving round each new experience
Recognize this as a holy gift
And celebrate this chance to be alive and breathing
This body holding me reminds me of my own mortality
Embrace this moment, remember
We are eternal, all this pain is an illusion
Tuesday, June 14, 2011
Parabol - Tool (Çeviri)
Tool'un birbiriyle bağlantılı iki nefis şarkısı var Lateralus albümlerinde: Parabol ve Parabola. Çevirilme sırası onlara gelmişti. Önce Parabol. Böyle buyurun:
Öylesine tanıdık ve dayanılmaz sıcak
Bu, şimdi bulunduğum bu biçim
Seni sarıyor, buradaki bu gerçeklik
Bu, şimdi bulunduğum bu biçim
Gözlerini öyle geniş geniş açmış ve umutlu
Gözlerini geniş geniş açmış ve umutluca yabani
Zar zor hatırlıyoruz
Bu değerli andan önce ne geldiğini
Burada olmayı seçiyoruz
Dur, içeride kal
Bu vücut, beni taşıyan
Yalnız olmadığımı hatırlatıyor
Bu vücut kendimi sonsuz hissettiriyor
Bütün bu acı bir ilüzyon
-----şarkının orijinali------
So familiar, and overwhelmingly warm
This one, this form I hold now
Embracing you, this reality here
This one, this form I hold now
So wide-eyed and hopeful
Wide-eyed and hopefully wild
We barely remember
What came before this precious moment
Choosing to be here, right now
Hold on, stay inside
This body, holding me
Reminding me that I am not alone
This body makes me feel eternal
All this pain is an illusion
Öylesine tanıdık ve dayanılmaz sıcak
Bu, şimdi bulunduğum bu biçim
Seni sarıyor, buradaki bu gerçeklik
Bu, şimdi bulunduğum bu biçim
Gözlerini öyle geniş geniş açmış ve umutlu
Gözlerini geniş geniş açmış ve umutluca yabani
Zar zor hatırlıyoruz
Bu değerli andan önce ne geldiğini
Burada olmayı seçiyoruz
Dur, içeride kal
Bu vücut, beni taşıyan
Yalnız olmadığımı hatırlatıyor
Bu vücut kendimi sonsuz hissettiriyor
Bütün bu acı bir ilüzyon
-----şarkının orijinali------
So familiar, and overwhelmingly warm
This one, this form I hold now
Embracing you, this reality here
This one, this form I hold now
So wide-eyed and hopeful
Wide-eyed and hopefully wild
We barely remember
What came before this precious moment
Choosing to be here, right now
Hold on, stay inside
This body, holding me
Reminding me that I am not alone
This body makes me feel eternal
All this pain is an illusion
Saturday, June 11, 2011
Irony - Beady Belle (çeviri)
Güneş parlıyorken iyi olan şey
Bunun sürmeyecek olmasıdır
Her bulutun bir ışık hüzmesi vardır
Ama ben yağmuru tercih ediyorum
Kaçacak boşluklar bırakmak bir zihin halidir
Her şeyini hiçbir zaman vermemek için
Her kışın ardında bir bahar vardır
Ama ben sonbaharı tercih ediyorum
Tanrı bir kapı kapattığında bir pencere açar
Neşe kalbini sarmaladığında hüznün tohumlarını saçar
İroninin güzelliği budur
Yüksükotunu harika yapan şey
Öldürücü özsuyudur
Her koyunun yünü kırkılmadan boyanır
Ama ben saçmalığı tercih ediyorum (*)
Kolay caddeler şehrinde sıkıcı olan
Yolda engebelerin eksikliğidir
Her merdiven seni aşağı ya da yukarı götürür
Ama ben kalmayı tercih ediyorum
(* bu kısmın çevirisi garanti kapsamında değil: "her insanın ciddiyetle sahiplendiği bir politik görüşü vardır, ama ben onların saçmalık dediği bir yaklaşımı tercih ediyorum" gibi bir anlam algıladım ve yansıtmaya çalıştım.)
------şarkının orijinali-----
What is good when the sun is shining
Is that it won't remain
Every cloud has a silver lining
But I prefer the rain
Leaving loopholes is a state of mind
To never give one's all
Everywinter has a spring behind
But I prefer the fall
When God closes a door he opens a window
When joy embraces your heart it cultivates sorrow
This is the beauty of irony
What makes the foxglove wonderful
Is the virulent sap
Every lamb is dyed-in-the-wool
But I prefer the crap
What is boring in Easy Street Town
The lack of obstacles in the way
Every stair leads you up or down
But I prefer to stay
Bunun sürmeyecek olmasıdır
Her bulutun bir ışık hüzmesi vardır
Ama ben yağmuru tercih ediyorum
Kaçacak boşluklar bırakmak bir zihin halidir
Her şeyini hiçbir zaman vermemek için
Her kışın ardında bir bahar vardır
Ama ben sonbaharı tercih ediyorum
Tanrı bir kapı kapattığında bir pencere açar
Neşe kalbini sarmaladığında hüznün tohumlarını saçar
İroninin güzelliği budur
Yüksükotunu harika yapan şey
Öldürücü özsuyudur
Her koyunun yünü kırkılmadan boyanır
Ama ben saçmalığı tercih ediyorum (*)
Kolay caddeler şehrinde sıkıcı olan
Yolda engebelerin eksikliğidir
Her merdiven seni aşağı ya da yukarı götürür
Ama ben kalmayı tercih ediyorum
(* bu kısmın çevirisi garanti kapsamında değil: "her insanın ciddiyetle sahiplendiği bir politik görüşü vardır, ama ben onların saçmalık dediği bir yaklaşımı tercih ediyorum" gibi bir anlam algıladım ve yansıtmaya çalıştım.)
------şarkının orijinali-----
What is good when the sun is shining
Is that it won't remain
Every cloud has a silver lining
But I prefer the rain
Leaving loopholes is a state of mind
To never give one's all
Everywinter has a spring behind
But I prefer the fall
When God closes a door he opens a window
When joy embraces your heart it cultivates sorrow
This is the beauty of irony
What makes the foxglove wonderful
Is the virulent sap
Every lamb is dyed-in-the-wool
But I prefer the crap
What is boring in Easy Street Town
The lack of obstacles in the way
Every stair leads you up or down
But I prefer to stay
Saturday, May 28, 2011
When the Levee Breaks - Çeviri
Yağmur yağmaya devam ederse, set yıkılacak
Set yıkılırsa kalacak hiçbir yerim olmayacak.
O acımasız set bana ağlayıp inlemeyi öğretti
Bir dağ adamına evini terkettirebildi
N'apalım, n'apalım, n'apalım.
Seni kötü hissettirmiyor mu
Evine giden yolu bulmaya çalışırken
Hangi yöne gideceğini bilemiyorsun?
Güney'e gidiyorsan
Yapacak iş yok,
Şikago'yu bilmiyorsan.
Ağlamanın sana yardımı olmaz, dua etmenin faydası yok
Hadi, ağlamanın sana yardımı olmaz, dua etmenin faydası yok
Set yıkıldığında, anam, taşınman gerek.
Dün bütün gece sette oturdum ve inledim,
Bebeğimi ve mutlu evimi düşünüp.
Gidiyorum, Şikago'ya gidiyorum... Şikago'ya gidiyorum... Üzgünüm ama seni alamam...
Aşağı gidiyorum... Aşağı gidiyorum şimdi... Aşağı gidiyorum...
(şarkı: Led Zeppelin, çeviren: Köksal)
-----şarkı'nın orijinali------
If it keeps on rainin', levee's goin' to break, [X2]
When The Levee Breaks I'll have no place to stay.
Mean old levee taught me to weep and moan, [X2]
Got what it takes to make a mountain man leave his home,
Oh, well, oh, well, oh, well.
Don't it make you feel bad
When you're tryin' to find your way home,
You don't know which way to go?
If you're goin' down South
They go no work to do,
If you don't know about Chicago.
Cryin' won't help you, prayin' won't do you no good,
Now, cryin' won't help you, prayin' won't do you no good,
When the levee breaks, mama, you got to move.
All last night sat on the levee and moaned, [X2]
Thinkin' about me baby and my happy home.
Going, going to Chicago... Going to Chicago... Sorry but I can't take you...
Going down... going down now... going down....
Set yıkılırsa kalacak hiçbir yerim olmayacak.
O acımasız set bana ağlayıp inlemeyi öğretti
Bir dağ adamına evini terkettirebildi
N'apalım, n'apalım, n'apalım.
Seni kötü hissettirmiyor mu
Evine giden yolu bulmaya çalışırken
Hangi yöne gideceğini bilemiyorsun?
Güney'e gidiyorsan
Yapacak iş yok,
Şikago'yu bilmiyorsan.
Ağlamanın sana yardımı olmaz, dua etmenin faydası yok
Hadi, ağlamanın sana yardımı olmaz, dua etmenin faydası yok
Set yıkıldığında, anam, taşınman gerek.
Dün bütün gece sette oturdum ve inledim,
Bebeğimi ve mutlu evimi düşünüp.
Gidiyorum, Şikago'ya gidiyorum... Şikago'ya gidiyorum... Üzgünüm ama seni alamam...
Aşağı gidiyorum... Aşağı gidiyorum şimdi... Aşağı gidiyorum...
(şarkı: Led Zeppelin, çeviren: Köksal)
-----şarkı'nın orijinali------
If it keeps on rainin', levee's goin' to break, [X2]
When The Levee Breaks I'll have no place to stay.
Mean old levee taught me to weep and moan, [X2]
Got what it takes to make a mountain man leave his home,
Oh, well, oh, well, oh, well.
Don't it make you feel bad
When you're tryin' to find your way home,
You don't know which way to go?
If you're goin' down South
They go no work to do,
If you don't know about Chicago.
Cryin' won't help you, prayin' won't do you no good,
Now, cryin' won't help you, prayin' won't do you no good,
When the levee breaks, mama, you got to move.
All last night sat on the levee and moaned, [X2]
Thinkin' about me baby and my happy home.
Going, going to Chicago... Going to Chicago... Sorry but I can't take you...
Going down... going down now... going down....
Sunday, May 22, 2011
Sunday, February 6, 2011
Tuesday, January 25, 2011
el azif
berfu, bütün bu sokaklar kanla yıkanacak
o gün taş üstünde taş kalmayacak berfu,
analar beşikteki bebeğini unutacak,
-sen unuttun beni çoktan-
o gün hatırlayacağım seni ben asıl berfu.
berfu, bu şehir, bu gördüğün binalar gerçek değil
hiçbir şey gerçek değil berfu, hepsi yalancı, hepsi yıkılacak, hepsi
parklar, okullar, sinemalar, alışveriş merkezleri...
sen şimdi uyuyorsun ya
o gün istesen de uyanamayacaksın berfu.
berfu, sabaha bunları hatırlamayacaksın
o umutlar ve planlarla dolu hayatına uyanacaksın
bir ara o anlar bir an gözünün önünden geçecek
bir nedensiz sıkıntı duyacaksın, bilemeyeceksin neden
berfu, bilmemen daha iyi şimdi
o gün en günahkarımız bile masum kalacak berfu.
sen şimdi kalan 5 saat uykunu uyu,
sonraki rüyaların güzel günlere dair olsun berfu.
o gün taş üstünde taş kalmayacak berfu,
analar beşikteki bebeğini unutacak,
-sen unuttun beni çoktan-
o gün hatırlayacağım seni ben asıl berfu.
berfu, bu şehir, bu gördüğün binalar gerçek değil
hiçbir şey gerçek değil berfu, hepsi yalancı, hepsi yıkılacak, hepsi
parklar, okullar, sinemalar, alışveriş merkezleri...
sen şimdi uyuyorsun ya
o gün istesen de uyanamayacaksın berfu.
berfu, sabaha bunları hatırlamayacaksın
o umutlar ve planlarla dolu hayatına uyanacaksın
bir ara o anlar bir an gözünün önünden geçecek
bir nedensiz sıkıntı duyacaksın, bilemeyeceksin neden
berfu, bilmemen daha iyi şimdi
o gün en günahkarımız bile masum kalacak berfu.
sen şimdi kalan 5 saat uykunu uyu,
sonraki rüyaların güzel günlere dair olsun berfu.
Subscribe to:
Posts (Atom)


